TORBA YASASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TORBA YASASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2011 Cuma

PRİM AFFI KİME NE GETİRİYOR?

İşte merak ettiğiniz SGK affının ayrıntıları:

2010 Kasım ayına kadar af var

Torba kanunla yapılan düzenlemeye göre, 2010/Kasım ve önceki aylara ilişkin olup bu Kanunun yayımlandığıtarihten önce tahakkuk ettiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan;

a) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan; sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi,

b) Bu Kanuna göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkanı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,

c) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı, asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak ve güncellenecek tutar ödendiğinde gecikme cezası ve gecikme zammının tamamının tahsilinden vazgeçilecek.

Özellikle 2004 yılı öncesi borçlarda aftan faydalananlar için ciddi indirimler yapılacak. İşte 100.000 TL tutarlı borcun dönemlere göre faizli hali ve yapılandırma sonrası ödenecek tutarlar aşağıdaki tabloda yer alıyor.

Başvuruda son süre

Aftan yararlanmak isteyen SGK borçlusu işverenlerin Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları ve Sosyal Güvenlik Kurumuna ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödemeleri şarttır.

İlk taksit ne zaman ödenecek

Eğer torba kanun şubat ayı içinde resmi gazetede yayınlanırsa 2011/Nisan ayı sonuna kadar başvuruda bulunulması ve ilk borç taksitinin 2011/Haziran ayı sonuna kadar SGK’na ödenmesi gerekecek.

Dr. Resul KURT - Haber 7
info@resulkurt.com
www.resulkurt.com

17 Şubat 2011 Perşembe

TORBA YASASI İLE SİGORTA ŞİRKETLERİ DEVREDEN ÇIKACAK!

Torba Yasa ile sigorta şirketleri devreden çıkacak, trafik kazasından artık kusurlu, kusursuz herkesin tedavi masraflarını SGK karşılayacak. Yeni düzenlemede kusur oranı kalktığından alkollü, ehliyetsiz, sigortasız araç kullananlar uygulanacak cezai yaptırımın ne olacağı belli değil.

Trafik sigortasında yeni başlayacak uygulama ile artık alkollü ve ehliyetsiz sürücü kusurlu sayılmayacak. Sigortacıların tüm itirazlarına rağmen Torba Yasa’ya konan bir maddeyle kusurlu, kusursuz trafik kazası geçiren herkes kamu, özel ayrımı olmaksızın istediği hastanede tedavi görecek ve tedavi masraflarının tamamını Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) karşılayacak. Bunun için de trafik sigortası primlerinin yüzde 15’i sigorta şirketleri tarafından SGK’ya aktarılacak.

Bugüne kadar sigorta şirketleri trafik sigortasında tazminat ödemelerini kusur oranına göre yapıyorlardı. Alkollü, ehliyetsiz ya da sigortasız araç kullanarak suç işleyen sürücülerin neden olduğu kazalarda ise şirketler, zarar görenlerin sağlık giderlerini karşılıyor sonra da bu sürücülerden ödedikleri paraları hukuk yoluyla alıyorlardı.

Torba Yasa’da yeralan yeni düzenleme ise, kusurlu-kusursuz sürücü ayrımını ortadan kaldırdığı için alkollü, ehliyetsiz ve sigortasız araç kullananlara da herhangi bir cezai yaptırım getirmiyor. Sigortacılar ise, yeni uygulamanın trafik sigortasında ciddi karışıklığa ve haksızlığa yol açacağını savunuyor.

ZARARI VATANDAŞA OLACAK
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, alkollü veya ehliyetsiz araç kullanarak kazaya neden olan kişilere, o kazada zarar görenlere yapılan tazminat ödemelerinin rücu edilmesi gerektiğini söyledi. Mustafa Su, bugüne kadar yapılan uygulamanın, SGK tarafından devam ettirilmemesi halinde kusurlu sürücülerin verdikleri zararları sigortacılar ve kusursuz vatandaşların finanse edeceğini belirterek, şunları söyledi: “Trafik sigortasında sigorta şirketleri, sigortalıların üçüncü kişilere kusurlu olarak vermiş oldukları zararları teminat altına almakta ve sigortalının kusuru oranında ödeme yapmaktadır. Ancak yeni yasaya göre, hiçbir şekilde kusur değerlendirmesi yapılmadan, SGK tarafından ödeme yapılacaktır. Oysa sosyal devlet kavramı içinde ele alındığını düşündüğümüz bu uygulamanın sigortacılıkla ilgisi olmadığı gibi; faturası, ödenen sigorta primine göre aracını dikkatli kullanarak kaza yapmayan, kurallara uygun hareket eden kusursuz vatandaşlara ya da bu farkı primlere yansıtamayacak sigortacılara çıkacaktır.”

KUSUR TAMAMEN KALKIYOR
Liberty Sigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, bugüne kadar trafik kazasına karışan tarafların tedavi giderlerinin kusur oranında sigorta şirketleri tarafından ödenirken, yeni yasa ile sigorta şirketleri aracılığı ile tahsil edilen primler karşılığında, SGK tarafından kusur gözetmeksizin ödeneceğini söyledi. Ragıp Yergin, yasanın uygulamaya girmesi halinde alkollü ve ehliyetsiz araç kullanımı gibi kusurluluk durumuna dayalı bir düzenleme yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Zorunlu sigortalarda sistem kusurluluk üzerine kuruludur. Torba Yasa’da ise, bu ayrım yok. Alkollü veya ehliyetsiz sürücülerin sebebiyet verdiği kazalarda, sigorta şirketleri olarak bizler zarar gören üçüncü kişinin tedavi giderlerini ödüyoruz. Sonra bu miktarı, alkollü veya ehliyetsiz araç kullanan sigortalıya rücu ederek, geri alıyoruz. Bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmaz ise, alkollü veya ehliyetsiz sürücülerin üzerine rücu ile gidilemeyecek ve bu kişilerin verdikleri zarar için takipsizlik söz konusu olacak” dedi.

SGK’YA AKTARILACAK PAY YÜKSEK
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, yeni uygulama ile trafik sigortası primlerinden yüzde 15’lik bir payın SGK’ya devredileceğini belirterek, bu konuda şunları söyledi: “İstatistiklere bakıldığında, bugüne kadar sigorta sektörü tarafından ödenen tedavi giderlerinin, alınan prime oranı ortalama yüzde 5-6 seviyelerinde. Bu durumda SGK’nın, talep ettiği maksimum yüzde 15’lik pay ise çok yüksek. Diğer taraftan, Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı yüzde 50’sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkili. Sektör istatistiklerine rağmen, SGK tarafından bu kadar yüksek bir oranın belirlenmesinin nedeni, yasa çıkmadan önce meydana gelen kazalar için uygulamanın geçmişe dönük bir şekilde yürütülecek olması şeklinde yorumlanmakta. Bu da sigorta şirketlerinin ya primlerini ya da zararını arttıracaktır.”

SİGORTA TEMİNATINDAN TEDAVİ ÇIKATILIYOR
Lıberty Sigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, sigorta şirketlerinin trafik kazasında, bedeni zarar gören kişilerin tedavi masraflarını kusur ilkelerine göre ödediklerini ve bu teminat için alacakları risk primini kendi sonuçlarını dikkate alarak belirlediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni yasa, trafik poliçesinin teminat kapsamından tedavi giderlerini dolaylı olarak çıkarıyor. Sadece trafik sigortasından değil, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan tüm zorunlu sigortalar için bu durum söz konusu. Burada en önemli sorun, SGK’ya devredilecek oranın tespiti konusu ki, bu teminatın risk priminin doğru hesaplanması çok önemli. Risk priminden fazla devir yapılması nedeniyle bugün trafik sigortasından zarar eden şirketlerin zararı daha da artacaktır.”

15 Şubat 2011 Salı

TORBA YASASINDA MEMURLARI İLGİLENDİREN MADDELER

Kamu-Sen’den, Torba yasa değerlendirme raporu Türkiye Kamu Sen, Meclis Plan ve Bütçe Alt komisyonunda görüşülmekte olan torba yasaya ilişkin bir değerlendirme raporu yayımladı.

Raporda, alt komisyonda çıkarılan maddeler ile birlikte, tek tek hangi maddenin ne gibi bir değişiklik getirdiği hususlarına da yer verilmiştir. Raporun son kısmında ise, taslakta olmamasına rağmen, taslağa eklenmesi istenilen maddeler yer almıştır. Önemli bulduğumuz bu çalışmayı, ziyaretçilerimizin dikkatine sunuyoruz

657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TORBA KANUN TASARISINDA ÖNGÖRÜLEN DÜZENLEMELER

Madde 72- Kademe ilerlemesi

657 Sayılı Kanunun 64. maddesi başlığı ile birlikte değiştirilmektedir.

Tasarıda 657 Sayılı Kanunun 64. maddesindeki “Kademelerde İlerleme Şartları” başlığı Kademe ve Kademe İlerlemesi” olarak değiştirilmektedir.

Kalkınmada 1. derece öncelikli illerde görev yapanlara başarılı geçen her iki yıl için 1 kademe ilerlemesi verilmesi konusundan “başarı” kriteri çıkarılarak, bu bölgelerde zorunlu hizmet gereği görev yapan personelin başarılı geçen her iki yıl için ilave bir kademe verilmesi uygulaması, “bu bölgede geçen her iki yıl için ilave bir kademe ilerlemesi verilir” şeklinde düzenlenmektedir.

Ayrıca mevcut durumda son 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve yukarı olan tüm memurlar için uygulanan ilave bir kademe verilmesi, tasarıda son 10 yılda herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara ilave bir kademe ilerlemesi verilmesi şeklinde değiştirilmektedir. Bu haliyle ilave bir kademe ilerlemesi için 6 yıllık sınır 10 yıla çıkarılırken, 90 sicil notu ortalaması şartı kaldırılmaktadır.

Türkiye Kamu-Sen olarak talebimiz, şu anda yalnızca kalkınmada 1. derecede öncelikli yörelerde rotasyona tabi tutulan personel için geçerli olan ilave bir kademe verilmesi uygulamasının, bu bölgelerde görev yapan tüm personele her iki yılda ilave bir kademe ilerlemesi verilmesi ve diğer memurlara ilave bir kademe verilmesi için tasarıyla getirilen 10 yıllık sürenin yeniden 6 yıla indirilmesidir.

Madde 73- Üst derecelere yükseltilme ve dışarıdan yönetici atanması

657 Sayılı Kanunun 68. maddesinin A bendinde bulunan yukarı derecelerdeki kadrolara yükseltilme şartları arasından “sicil bakımından üst derecelere yükselebilecek nitelikte olmak” şartı çıkarılmakta, B bendinin ikinci paragrafı değiştirilmektedir.

Buna göre, üst derecelere yükselebilme şartından sicil şartı kaldırılmakta, üst düzey yöneticilerin özel sektörden atanmalarının önü açılmaktadır.

Bu maddede 527 sayılı KHK ile 1995’ten beri daha yukarı derecelere atanma yapılabilmesi için gerekli olan süre sınırı açısından önem arz eden ek gösterge rakamı, kanunda 650 olmasına rağmen, 5300 olarak uygulanmakta idi. Tasarıyla birlikte kanunda, 527 sayılı KHK’ye uygun bir düzenleme yapılmakta ayrıca, 10 yıl hizmet şartı aranan unvanların ek gösterge rakamı da 650’den 5300’e çıkarılmaktadır.

Bu görevlere dışarıdan atanan üst düzey personelin özel sektörde ya da serbest meslek sahibi olarak kamu dışında geçen sürelerinin tamamı, kurumlarda fiilen çalışılan sürelere dahil edilmektedir.

Türkiye Kamu-Sen olarak talebimiz bu maddenin tasarı metininden çıkarılması ve üst düzey yöneticilerin mümkün olduğunca kamu kurumlarında görev yapan personel arasından atanması yönündedir.

Madde 74- Yabancı memleketlerde çalışma

657 Sayılı Kanunun 77. maddesi değiştirilmektedir.

Buna göre yabancı memleketlerde çalışmak için gerekli olan Başbakan onayı yerine ilgili Bakanın onayı getirilmektedir.

Yabancı ülkede çalışmak için izin alan memurun eşine de aynı sürede aylıksız izin hakkı getirilmektedir.

Madde 75- Kadrosu kaldırılan memurların durumu

657 Sayılı Kanunun 91. maddesi değiştirilmektedir.

Maddede kadrosu kaldırılan memurların durumları yeniden belirlenmekte ve bunların en geç altı ay içinde kendi kurumlarında niteliklerine uygun bir kadroya atanmalarına hükmedilmektedir. Ayrıca mevcut düzenlemede kadrosu kaldırılan memurların kanunda yazılı aylık ve aile ödeneği hakları ile yükümlülükleri devam etmektedir. Tasarıda ise fazla çalışma, ek ders, nöbet ücreti ve döner sermaye ödemelerinin bu tutara ilave edilmeyeceği belirtilmektedir.

Bilindiği gibi 657 sayılı Kanunun memuru, siyasal kadrolaşmaya ve siyasal baskıya karşı haklarını koruyan bir mantığı vardır. Buna göre memurlar istekleri dışında başka bir kuruma nakledilemezler. Ancak özelleştirme kapsamındaki KİT’lerde görev yapan personel Devlet Personel Başkanlığı nezdinde değerlendirilerek, başka kurumlara gönderilebilir. Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması kapsamında yapılmak istenilen bir diğer köklü değişiklik de teftiş kurullarının kaldırılarak, denetimsiz bir kamu yapılanmasının önünün açılması idi. Ancak daha önce yargı kararları, siyasi iradenin önüne set çekmiş ve denetim mekanizmasının yok edilmesini engellemişti. Hükümetler, görevden aldığı üst düzey yöneticileri kurumlarına Müşavir veya Başuzman olarak atamak zorundadır. Şimdi ise yapılmak istenilen değişiklikle bazı müşavir, başuzman ve müfettişlik kadroları iptal edilmekte ve bu durumdaki personelin Devlet Personel Başkanlığı eli ile başka kurumlara tayin edilebilmelerinin önü açılmaktadır.

Türkiye Kamu-Sen olarak, iptal edilen kadrolarda görev yapan personelin Devlet Personel Başkanlığı bünyesinde bir havuza alınarak, başka kurumlara adeta sürgün edilmelerinin önüne geçecek bir düzenleme yapılması gerektiği inancını taşımaktayız. Bu doğrultuda, kapsam dâhilindeki personelin talebi üzerine dilediği kuruma atanması sağlanmalıdır.

Madde 76- Özürlülerin günlük çalışma süreleri

657 Sayılı Kanunun Günlük Çalışma Saatlerinin Tespiti başlıklı 100. maddesine iki yeni fıkra eklenmektedir.

Buna göre günlük çalışma saatlerinin tespitinde özürlüler için ayrı bir düzenleme getirilmekte ve özürlülerin özür durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurularak günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme süreleri merkezde üst yöneticiler, taşrada mülki amirler tarafından farklı olarak belirlenmesi sağlanacaktır.

Ayrıca memurların verdiği hizmetin özelliklerine göre, çalışma süreleri ile işyerlerine bağlı olmadan çalışabilmelerine imkân sağlanmaktadır.

Özürlüler için getirilen düzenleme olumlu bulunmakla birlikte memurların yer ve zamandan bağımsız olarak çalıştırılabilmesine imkân tanıyan ve kamuda esnek istihdam sisteminin yerleşmesini sağlayacak olan tasarı maddesi kabul edilemez.

Madde 77- Esnek çalışma süreleri, hamile kadınlara ve özürlülere gece nöbeti ve gece vardiyası

657 Sayılı Kanunun 101. maddesi değiştirilmektedir.

Mevcut uygulamada, günün 24 saati devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan memurların çalışma saat ve şekillerinin belirlenmesi için Devlet Personel Başkanlığı’nın muvafakat vermesi gerekmektedir. Tasarıda bu zorunluluk kaldırılıyor ve yetki yalnızca kuruma bırakılıyor.

Hamile kadınlara, hamileliklerinin yirmi dördüncü haftası ile doğumdan sonraki bir yıl arasında gece nöbeti ve gece vardiyası verilemeyeceği hükme bağlanıyor. Ayrıca özürlülerin de isteği halinde gece nöbeti ve gece vardiyasından muaf tutulacağı hükme bağlanıyor.

Bu maddenin hamile kadınların gece nöbetini düzenleyen hükümleri Konfederasyonumuz talepleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak esnek çalışmanın bir parçası olarak, çalışma saat ve şekillerinin kurumlar tarafından belirlenmesini öngören hükümler madde metninden çıkarılmalı ve günün 24 saati devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan memurların çalışma saat ve şekilleri Devlet Personel Başkanlığı’nın muvafakati ile belirlenmeye devam etmelidir.

Madde 78- Analık, doğum, ölüm ve mazeret izinleri

657 Sayılı Kanunun mazeret izinlerini düzenleyen 104. maddesi değiştirilmektedir.

Buna göre eşi doğum yapan memurun 3 gün olan doğum izni süresi 10 gün;

Kendisinin veya çocuğunun evlenmesi, eşi veya çocuğu ile kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü halinde 5 gün olan izin süresi 7 gün;

Diğer hallerde ise 10 gün olan mazeret izni süresi 7 gün;

Zaruret halinde alınan 10 gün ilave mazeret izni süresi 5 gün olarak belirleniyor.

Günlük 1,5 saat olan süt izni ise günlük 3 saate çıkarılıyor.

Madde 79- Hastalık ve refakat izni

657 Sayılı Kanunun 105. maddesindeki Hastalık İzni başlığı Hastalık ve Refakat İzni olarak değiştirilmektedir.

Mevcut durumda hizmet süresine bağlı olarak belirlenen hastalık ve refakat izni süresi için hizmet sınırı kaldırılıyor.

Kanser, verem ve akıl hastalığı gibi durumlarda izin süresi 18 ay, diğer hallerde ise 12 aya kadar izin verilmesi öngörülüyor.

Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenecek.

Ayrıca memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği taktirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşleri için 3 aya kadar refakat izni getiriliyor. Gerektiğinde bu sürenin bir katına kadar artırılması mümkün kılınıyor.

Madde 80- Aylıksız izin

657 Sayılı Kanunun Aylıksız İzin başlıklı 108. maddesi değiştirilmektedir.

Buna göre, refakat izni alan memurun yakının hastalığı devam etmesi halinde hastalık süresince aylıksız refakat izni getiriliyor.

Doğumdan ve evlat edinmeden sonra 12 ay olan izin süresi 24 ay;

Yurt dışında eğitim görme hakkı kazananlar için 4 yıl olan aylıksız izin süresi “öğrenim süresi boyunca” olarak belirleniyor.

Mevcut durumda 10 hizmet yılını tamamlayan memura bir defaya mahsus olarak 6 aya kadar verilen aylıksız izin; “2 defaya mahsus olmak üzere 1 yıl” olarak uzatılıyor.

Mazeretin sona ermesiyle derhal göreve dönme zorunluluğu, 10 gün içinde başlamak olarak değiştiriliyor.

Madde 81- Memur kütüğü

657 Sayılı Kanunun Memur Kütüğü, Numarası, Cüzdanı, Özlük Dosyası başlıklı 109. maddesi, Memur Bilgi Sistemi, Özlük Dosyası olarak değiştirilmektedir.

Madde 82- Başarı değerlendirmesi ve ödül

657 Sayılı Kanunun Takdirname başlıklı 122. maddesi Başarı, Üstün Başarı Değerlendirmesi ve Ödül olarak değiştirilmektedir.

Tasarıyla birlikte memura takdirname verme yetkisi merkez kuruluşlarda amirlerden alınarak, Bakan onayına bırakılıyor.

Daha önce memur için bir aylık, Emniyet Hizmetleri sınıfına dahil memurlarla, Maliye Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığında Gümrük işlerinde çalışanlar için iki aylık olarak belirlenen tutar, en yüksek devlet memuru aylığının ek gösterge dahil %200’ü olarak değiştiriliyor.

Madde 83- Disiplin amirleri ve cezaları

(MADDE, PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA TASARI METNİNDEN ÇIKARILMIŞTIR)

657 Sayılı Kanunun Disiplin Amirleri ve Disiplin Cezaları başlıklı 124. maddesi değiştirilmektedir.

Buna göre disiplin amirlerinin tayin ve tespitinin Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayandırılması zorunluluğu kaldırılarak, kurumun kendi içinde tayin edebilmesine imkân tanınıyor.

Tüm personel için üst disiplin amiri, illerde vali, ilçelerde kaymakam olarak belirleniyor.

Madde 84- Disiplin cezaları

657 Sayılı Kanunun Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller başlıklı 125. maddesi değiştirilmektedir.

“Buna göre aylıktan kesme cezasını gerektiren hallerden;

İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terk etmek,

Toplu müracaat ve şikâyet etmek,

Yasaklanmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak” cezaları çıkartılıyor.

Memurluktan çıkarma cezasını gerektiren hal ve hareketlerle ilgili olarak, “f” bendinde belirtilen amirlerine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak hükmüne ayrıca iş sahiplerine tecavüzde bulunmak fiili de ekleniyor. Bu kısım sakıncalı görüldüğü için tasarıdan çıkarılmalıdır. Ayrıca maddeye, sendika yöneticilerinin yaptığı basın açıklamalarının disiplin cezalarına konu edilemeyeceğine dair bir madde eklenmelidir.

Madde 85- Disiplin uygulaması

657 Sayılı Kanunun disiplin cezalarının uygulanmasını düzenleyen 132. maddesinde değişikliğe gidilmektedir.

Buna göre aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi durdurma cezası alanlar yeniden tanımlanıyor.

Bu cezaları alanların Bakanlar Kurulu Kararı ile atamaları yapılan unvanlara getirilemeyecekleri hükmü kanun maddesinden çıkarılıyor.

Madde 86- Disiplin cezalarına itiraz

657 Sayılı Kanunun disiplin cezalarına itirazı düzenleyen 135. maddesi değiştirilmektedir.

Buna göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesi durdurulması cezası için yüksek disiplin kuruluna itiraz hakkı getiriliyor.

İtirazda süre, cezanın ilgiliye tebliğinden itibaren 7 gün olarak belirlenirken, itiraz mercilerinin 30 gün içinde kararlarını vermesi öngörülüyor.

Ayrıca, her türlü disiplin cezasına karşı idari yargı yoluna başvurulabilmesinin önü açılıyor.

Madde 87- Hizmet içi eğitim

(MADDE, PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA TASARI METNİNDEN ÇIKARILMIŞTIR)

657 Sayılı Kanunun Kurumların Memurlarını Hizmet İçinde Yetiştirme Esasları başlıklı 214. maddesi Memurların Yetiştirilmesi olarak değiştirilmektedir.

Buna göre memurların hizmet içinde her türlü eğitim araç, gereçlerinin kullanılması, eğitim merkezlerinin kurulması, eğitim programlarının uygulanması hükmü getiriliyor.

Madde 88- Kamu personeli bilgi sistemi

657 Sayılı Kanunun Danışma Kurulları İle İlgili Yönetmelik başlıklı 231. maddesi Kamu Personeli Bilgi Sistemi olarak değiştirilmektedir.

Buna göre Danışma Kurulları kaldırılıyor ve Devlet Personel Başkanlığına tüm kamu kurum ve kuruluşlarla ilgili bilgi ve belgeleri toplama yetkisi, kurumlara da Devlet Personel Başkanlığı’nın bilgi talebine cevap verme zorunluluğu getiriliyor.

Madde 89- Geçici görevlendirme

657 Sayılı Kanunun Geçici Süreli Görevlendirme başlıklı ek 8. maddesi değiştirilmektedir.

Tasarıda geçici süreli görevlendirmeler yeniden düzenlenmektedir.

Buna göre;

Memurun geçici görevlendirme ile gideceği kurumda 4 ve daha yukarı dereceden göreve ilişkin boş bir kadronun bulunması,

Geçici görevlendirmenin bir yılda 6 ayı geçemeyeceği,

Geçici görevlenmenin memurun mesleği ile ilgili olmak zorunda olduğu ve

Görevlendirme için memurun muvafakatinin alınması gerektiği hükme bağlanmaktadır.

Madde metninde geçici görevlendirmenin bir yılda 6 ay’ı geçemeyeceğine yönelik hüküm, 2 ay olarak değiştirilmelidir. Zira, toplu görüşme sonuçlarına istinaden çıkarılan 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesinde bu husus 2 ay olarak belirtilmiştir.

Madde 90- Yeni uzman istihdamı

(MADDE, PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA TASARI METNİNDEN ÇIKARILMIŞTIR)

657 Sayılı Kanuna bazı bakanlıklarda uzman istihdamını düzenleyen ek 40. madde eklenmektedir.

Adalet, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri, Milli Eğitim, Bayındırlık ve İskan, Sağlık, Tarım ve Köyişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıkları merkez teşkilatında ana hizmet birimlerinde başuzman, uzman ve uzman yardımcısı istihdam edilmesi düzenleniyor.

Buna göre; İçişleri, Milli Eğitim, Bayındırlık ve İskan, Sağlık ve Tarım ve Köyişleri Bakanlıklarının taşra teşkilatlarında da başuzman, uzman ve uzman yardımcısı çalıştırılabilecek.

Madde 91- Mevcut uzmanlar

(MADDE, PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA TASARI METNİNDEN ÇIKARILMIŞTIR)

Taslağın bu maddesi, sayılan görevlere atanabilmek için gerekli şartları ve uzman ve uzman yardımcılarının özlük haklarını açıklıyor.

Hali hazırda uzman ve uzman yardımcısı olarak görev yapan personel için geçiş hükümleri içeren bu madde üzerinde daha içerikli bir çalışma yapılacaktır.

Tasarı ile kurumların sadece merkez teşkilatlarında görev yapan Uzmanların özlük hakları iyileştirilirken; kariyer uzmanlığında aranan şartların tamamını taşıyan, yapılan aynı türden sınavlarda yarışarak başarı gösteren ve vatandaşa bire bir hizmet veren taşra teşkilatlarındaki uzmanlar göz ardı edilmektedir.

Tasarı bu haliyle de bahse konu uzmanların; kariyer uzmanlığını elinden alarak haklarını gasp etmekte, ayrımcılığa tabi tutarak, eşitler arasında eşitsizlik yaratmaktadır.

Madde 92- Değiştirilen ve kaldırılan hükümler

Bu tasarı metinle değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümleri içermektedir.

Buna göre tespit edilen değişikliklerden bazıları şu şekildedir:

a) 4688 sayılı Kanuna eklenen bir madde ile sendika üyesi kamu görevlilerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında 45 TL tutarında toplu görüşme sözleşme primi verilmesi,

b) Çocuk yardımındaki sayı sınırının kaldırılması,

c) 190 sayılı KHK’ye ekli cetvellerde yer alan itfaiyeci kadrolarının tamamının “genel idare hizmetleri” sınıfına dahil edilmesi,

d) Öğrenim durumları itibarı, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibarı ile azami yükselebilecekleri derecenin dördüncü kademesinden aylık alma için aranan “son altı yıllık sicil notu doksan ve yukarı olma ve son sicil notu olumlu bulunma” şartının, “son on yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almamak” olarak değiştirilmesi,

e) 500 TL olan emekli yolluğunun 750 TL’ye çıkarılması,

f) KİT’lerde I sayılı cetvele tabi personelin ek tazminat oranı üst sınırının %100’den %200’e çıkarılması,

g) Bir yıl içinde birden fazla kademe ilerlemesi yapılamayacağına dair 657 sayılı Kanunun 160. madde hükmünün kaldırılması.

Sözleşmeli personele aile yardımı ödenmesi

657 sayılı Kanuna eklenen bir madde ile kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatları ile döner sermaye işletmelerinde sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışanlara aile yardımı ödeneği getiriliyor.

Sözleşmeli personelden alınan damga vergisi

Çıkarılacak olan torba kanunun 69. maddesi ile 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “V-Kurumlarla ilgili kağıtlar” başlıklı kısmının sonuna bir bent ekleniyor ve “Kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatı ile döner sermaye işletmelerinin kadrolarında ve sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen sözleşmeli personel ile yapılan hizmet sözleşmeleri”nden damga vergisi kesintisi yapılması uygulamasına son veriliyor.

399 Sayılı KHK’ya tabi personelin sendika hakkı

399 Sayılı KHK’nın 13. maddesine eklenen bir fıkra ile sözleşmeli personelin sendika kurabilmesi ve sendikalara üye olabilmesi ile ilgili düzenleme yapılıyor.

399 Sayılı KHK’ya tabi personelin ek tazminat oranı

KİT’lerde I sayılı cetvele tabi olarak görev yapan personelin ek tazminat oranının üst sınırı %100’den %200’e çıkarılıyor.

TASARI İLE GETİRİLEN BAŞLICA DEĞİŞİKLİKLER

1- Kamuya özel sektörden müsteşar, başkan, genel müdür gibi üst düzey yönetici atanmasının sağlanması,

2- Uzman ve Uzman yardımcılığı kadrolarının ve özlük haklarının yeniden belirlenerek, kariyer uzmanlığının getirilmesi ve uzmanların sözleşmeli statüde istihdam edilmeleri,

3- İl dışına çıkış yasağının ve yasaklanmış yayın bulundurulması yasağının kaldırılması,

4- Disiplin cezalarına itirazın düzenlenmesi,

5- Hamile memurların ve özürlülerin çalışma şartlarının düzenlenmesi,

6- Babalık izni, özür izni, refakat izni, evlilik ve ölüm izninin yeniden düzenlenmesi,

7- Sendika üyesi memura 3 ayda bir 45 TL Toplu sözleşme primi verilmesi,

8- Sözleşmeli personele aile yardımı ödeneği verilmesi,

9- Sözleşmeli personelden, sözleşme tutarına göre alınan damga vergisinin kaldırılması,

10- Emekli yolluğunun 500 TL’den 750 TL’ye çıkarılması,

11- KİT personelinin sendika hakkını kısıtlayan ancak uygulanmayan 399 sayılı KHK’daki maddenin iptali,

12- KİT’lerde I sayılı cetvele tabi olarak çalışan personelin ek tazminat oranının %100’den %200’e çıkarılması,

13- İtfaiye personelinin genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi,

14- Kamu personeli bilgi sisteminin oluşturulması,

15- Hizmet içi eğitimin yeniden düzenlenmesi,

16- Esnek çalışma sisteminin önünün açılması,

17- Sicil sisteminin kaldırılması.

TÜRKİYE KAMU-SEN’İN TASARIYA EKLENMESİNİ İSTEDİĞİ BAŞLICA KONULAR

    Görev mahalli dışında bir ortaöğretim kurumunu merkezi sınavla kazanan çocuğu bulunan memurun, söz konusu yerde çocuğunun yatılı öğrenim görme imkanı yoksa bu yerde memurun çalıştığı kuruma ait boş bulunan kadroya öncelikle atanmasının sağlanması, Eşit işe eşit ücret ilkesini hayata geçirecek mali düzenleme içeren hükümlerin eklenmesi, Memurun bir yüksek öğretim kurumunda örgün lisans eğitimi yapmak üzere merkezi sınavı kazanması halinde, çalıştığı kuruma ait boş bulunan kadroya öncelikle atanmasının sağlanması, Aynı kurum içinde aynı koşulları ve hizmet niteliklerini taşıyan aynı unvandaki kamu görevlilerinin karşılıklı olarak yer değiştirme taleplerinin yerine getirilmesi konusunda kurumlara tanınan takdir yetkisinin kaldırılması, Üst düzey yöneticilerin üzerinde birden fazla yönetim kurulu üyeliği görevi bulunmaması, Bir görevin vekâleten yürütülmesi ihtiyacını doğuran sorunun, atama ve görevde yükselme yönetmeliği çerçevesinde çözülmesi, Disiplin cezalarının sicilden silinmesi için öngörülen 5 ve 10 yıllık sürelerin, 3 ve 6 yıla indirilmesi, Kamu görevlilerinin grev, siyaset ve toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasaklarının kaldırılması, Göreve başlayış derece ve kademesindeki farklılıkların giderilmesi konusunda yasal düzenleme yapılması, Yıllık izin sürelerinde "işgünü" ve “kademe” esasına göre düzenleme yapılması, en az bir yıl açıktan vekil olarak görev yapanlara izin verilmesi, Mazeret izni süresinin işgününe dönüştürülmesi, Radyoaktif ışınlara maruz kalan personele verilen izin süresinin 45 güne çıkarılması, Din görevlilerinin, ebelerin, posta dağıtıcılarının vb. hafta sonu ve bayram tatillerine ilişkin izin sıkıntılarının giderilmesi, Hafta içi ve resmi tatillerde personele yaptırılacak fazla mesai sürelerine bir üst sınır getirilmesi konusunda yasal düzenleme yapılması, Kamu görevlilerinin görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı yargılanmaları halinde kendilerine hukuki yardım yapılması konusunda ortaya çıkan ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda öngörülen düzenleme ile karşılanamayan aksaklıkların giderilmesi, Belirli süreli istihdam edilen sözleşmeli personel uygulamasının kaldırılarak anılan personelin kadroya geçirilmesi, Her bir kadronun görev tanımlarının yapılarak personelin yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, Teknisyen yardımcılarından gerekli öğrenim niteliklerini taşıyanların Teknisyen kadrolarına atanması, Hangi statüde olursa olsun kamuda geçen sigortalı hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylıklarında değerlendirilmesi, “Memur” kadrolarının 1-4 derecelerde de ihdas edilmesi Yardımcı Hizmetleri Sınıfının kaldırılması ya da bu hizmet sınıfında görev yapmakta olan personele de ek gösterge verilmesi, Sosyal yardımların ve miktarlarının günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesi

TORBA YASASI NEDİR?

Torba Yasa Tasarısı Nedir?

Kamuoyunda “torba tasarı” olarak bilinen, Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınıyor.

Torba Yasa Tasarısına eklenen yeni madde memuriyetten atılanlar ile ilgiliydi. . .Bu maddeye göre memuriyetten atılanlar emekli olabilecekler. Detay ise şu şekilde: 1999-2005 arasında memuriyetten atılanlara emeklilik imkanı tanınacak.

Yapılan düzenleme ile memuriyetten atılan memurlara emeklilik hakkı tanınanacak… Borçlanarak emekli olma şansı tanınacak. Daha çok askerlik görevi ile ilişiği kesilenleri ilgilendiriyor.136 maddeden oluşan tasarının ( 7 maddesi geçici ) sadece 4′ü kabul edilen maddeler arasında yer aldı. Diğer maddelerin görüşmeleri ise devam ediyor.

KESK Genel Sekreteri’nin Odatv’ye yaptığı o açıklamalar:

“ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZE DARBE VURULMAK İSTENİYOR

Demokratik ülkelerde hazırlanan yasalar, ilgili kurumlarla, çevrelerle görüşülerek hazırlanır ve Meclis’e götürülür. Oysa AKP hükümeti şimdiye kadar yaptığı tüm çalışmalarda ve bu Torba Yasası’nda da kendileri hazırlayıp yasayı Meclis’e götürdüler. Karşı çıkışımızın ilk nedeni demokratik ve katılımcı bir ortamın sağlanamaması. Atıklar dahi birbirinden ayrıştırılırken, bu Torba Yasası’na her şeyi adeta bir çöplük gibi doldurup önümüze getirdiler.
Bu tasarıyla öncelikle iş güvencesini ortadan kaldırıyorlar ve bu yolla örgütlülüğümüze darbe vurmuş oluyorlar.

Bu sebeple örgütlülüğe yönelikte bir tavır var burada. İşsizlik fonunda biriken paralar sermayeye peşkeş çekiliyor. İşsizlik fonunda biriken paraların dağıtımı konusunda hükümete yetki veriliyor. Turizmde sezonluk çalışan emekçilere 4 ay “denkleştirme süresi” getirilerek turizm sezonunda fazla mesai uygulamasına son veriliyor.

İKTİDAR KENDİ MEMURUNU YARATMAK İSTİYOR

Memurlarla ilgili sicil kavramı yerine, disiplin kavramı getirilmeye çalışılıyor. 657 sayısı Devlet Memurları Kanunu’nda sicil kavramı yerine disiplin kavramı konuluyor. Yasanın bu şekilde düzenlenmesi, siyasi iktidarlara kendi memurunu yaratma imkanı veriyor. Vali ve Kaymakamlar üst disiplin amiri olacağından, keyfi uygulamaların önü açılıyor. 657’ye tabi olan memurlar açısından çok önemli olan ödünç memurluk statüsü getiriliyor. Bununla iki şey amaçlanmakta: Birincisi; AKP hükümeti, herhangi bir kurumdan bir kadrosunu başka bir kuruma aktarmak istediğinde, ödünç memurluktan yararlanarak, kadrosunu bu kuruma aktarmasını ve bu yolla kadrolaşmasını sağlamak istiyor. Diğer amaç ise; başka kamu çalışanlarına sürgün baskısı uygulanmak isteniyor. Herhangi bir kurumdan, başka bir kuruma memurları gönderebilme imkanı çıkıyor. Daha önce sürgün etmek istedikleri arkadaşlarımızı “görülen lüzum üzerine” diyerek sürgün ediyorlardı. Ancak arkadaşlarımız mahkemelerde sonuç alabiliyorlardı. Bu yasayla, ödünç memurluk statüsünde sürecekler ve mahkemelerden aksi yönde karar alma imkanı ortadan kaybolacak. Dolayısıyla hükümetin politikalarına karşı çıkan, eylem ve etkinliklerde bulunan memurlar istenmiyor.

30 YAŞ ÜSTÜNDEKİ İNSANLARIN ÇALIŞMA HAKKI ELLERİNDEN ALINIYOR

Bir diğer başlık, torbada olan vergi affı. Bu vergi affını çok kullanıyorlar. Sanki küçük esnafın, düşük gelirlilerin vergilerini affeder gibi bir görünüm sergiliyorlar. Özünde vergisini vermeyen büyük sermayedir. Dolayısıyla onların vergilerini ortadan kaldırmaya yönelik bir yasadır.
Bir başka madde 30 yaş sınırı. Yasaya göre 30 yaşına kadar olan kadınların ve gençlerin istihdam edilmesine dönük, güya teşvik edici madde koymuşlar. Bunu kadınlara ve çocuklara yönelik bir gelişme olarak sunup, propaganda yapıyorlar. Bu madde, 30 yaş üstündeki insanların iş başvurusunda bulunma, istihdam edilme imkanlarını ortadan kaldırıyor. Maddeye göre; 30 yaş altındaki işçilerin primleri, teşvik etmek amacıyla devlet tarafından ödenecek. Haliyle sermaye sahibi de devletin ödeyeceği primi düşünerek, 30 yaş üstündekileri almayacaktır.
Çok geniş bir yasa, tüm maddeleri sıralamak oldukça zor. 4-C uygulamasını yaygınlaştırıyorlar bu yasalarla. Biz illerimizden basın açıklamalarını yaptık. Dört koldan yürüyecek arkadaşlarımız. İstanbul, Diyarbakır, İzmir ve Trabzon’dan. Perşembe günü de Ankara’da, Kolej Meydanı’nda toplanıp Meclis’e yürüyeceğiz.
Hükümetin iyi niyetiyle geri adım atacağını düşünmüyoruz. Ancak biz kararlıyız ve kendi gücümüzle, direnişimizle, demokratik tavrımızla bu yasayı geri püskürteceğimizi düşünüyoruz. Yeni bir adım atıldığında, değişik eylemler gündeme gelecektir.
Kararlıyız! Bu konuda kimsenin şüphesi olmasın.”

ÖLÜ VE EMEKLİLER 30 HAZİRAN'A KADAR SENDİKA ÜYESİ GÖZÜKECEK

Torba yasaya eklenen bir madde ile sendikaların yetki kaybetmesinin önüne geçildi. Söz konusu madde ile sendikalı işçi verilerinin SGK kayıtları esas alınarak belirlenmesi 30 Haziran'a ertelendi.

Bu tarihe kadar ise en son yayımlanan istatistiklerin geçerli olması kararlaştırıldı. Böylece 50 sendikanın yetki kaybetmesinin önüne geçildi.

2009'da yapılan değişiklikle sendikaların ölü ve emeklileri üye göstermesini önlemek için sendikalı işçi sayısının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre belirlenmesi kararlaştırılmıştı. Bu durumda halen 3,2 milyon gözüken sendikalı işçi sayısı 800 binlere düştüğü için 50'den fazla sendika toplu sözleşme yetkisini kaybediyordu. Bu noktada sendikalar devreye girerek hükümete ve Çalışma Bakanlığı'na yoğun baskıda bulundu. Bu baskı sonucu 31 Ocak 2011'e kadar yayımlanması gereken sendikalı işçi sayıları yayımlanmadı. Torba yasaya da bir madde eklenerek en son istatistiklerin geçerli olması sağlandı. Böylece sendikalar ölü ve emeklileri üye gösterip toplu sözleşme yetkisi almaya devam edecek. Bu durumun en büyük mağduru ise sayıları 42'yi bulan bağımsız sendikalar. Diğer sendikalar ölü ve emeklileri üye gösterip toplu sözleşme yetkisi alırken bağımsız sendikalar istatistiklere giremedikleri için toplu sözleşme yapamıyor. Bu duruma daha fazla göz yummama kararı alan hükümet, 2009 yılında çalışma hayatında önemli bir adım attı. Ancak arkası bir türlü getirilemedi. 2009'da çıkarılan yasa, sonraki dönemde sürekli ertelenerek yürürlüğe girmesi önlendi. Ertelemede, sendikaların Çalışma Bakanı Ömer Dinçer'i by-pass edip Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile görüşmesi etkili oldu.