14 Ekim 2010 Perşembe

1 GÜN ERKEN GİREN, 4 YIL GEÇ EMEKLİ OLUYOR!

Başlığı gören okurların, hiç öyle şey olur mu dediklerini duyar gibiyim. SGK üst yönetimindeki bazı bürokratların bile çocukları erken emekli olsun diye küçük yaşta sigortalı yapmalarını hatırlayınca okurlara hak vermemekte mümkün değil.

Ancak başlık da doğru, sonuç da doğru. Yüzde 40 ve üzerinde çalışma gücü kaybı olan özürlüler belli sigortalılık süresini ve prim gün sayısını doldurmuşlarsa yaş şartı aranmaksızın emekli olabiliyorlar.

1 Ekim 2008 öncesi sigortalılar aşağıda belirtilen işe giriş tarihleri ile çalışma gücü kaybı oranı ve derecesine göre belirli bir prim günü ve sigortalılık süresi ile yaşlılık aylığı bağlanabiliyor.

a- 1 Ekim 2008 öncesi işe girenlerin özürlü emekliliği

1 Ekim 2008 Öncesi SSK’lı Özürlü Rapor Oranı ve Derecesi

Sigortalılık Başlangıcı

I. Derece
(Yüzde 80 +)

II. Derece
(Yüzde 60-79)

III. Derece
(Yüzde 40-59)

05.08.1991 ve daha önce

15 yıl- 3600 gün

15 yıl- 3600 gün

15 yıl- 3600 gün

06.08.1991-05.08.1994

15 yıl- 3600 gün

15 yıl, 8 ay-3680 gün

16 yıl- 3760 gün

06.08.1994-05.08.1997

15 yıl- 3600 gün

16 yıl, 4 ay-3760 gün

17 yıl- 3920 gün

06.08.1997-05.08.2000

15 yıl- 3600 gün

17 yıl- 3840 gün

18 yıl- 4080 gün

06.08.2000-05.08.2003

15 yıl- 3600 gün

17 yıl, 8 ay-3920

19 yıl- 4240 gün

05.08.2003-30.09.2008

15 yıl- 3600 gün

18 yıl-4000 gün

20 yıl-4400 gün


1 Ekim 2008 öncesi işe giren özürlü sigortalıların kontrol muayenelerine gönderilmeleri SGK tarafından yapılacak ancak, sağlık kurulu raporları değerlendirilmek üzere yine Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kuruluna gönderilecek. Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlananların sağlık kurulu raporları SGK sağlık kurullarına gönderilmeyecek.

b- 1 Ekim 2008 sonrası işe girenlerin özürlü emekliliği

Bu sigortalılardan talepte bulunanların, 01.10.2008 tarihinden önce alınan sağlık kurulu raporları dikkate alınmayıp, öncelikle hastaneye sevk işlemleri yapılarak, bunların yeni tarihli sağlık kurulu raporları değerlendirilmek üzere Kurum Sağlık Kuruluna gönderilecek. 1 Ekim 2008 tarihinden sonra sigortalı olan özürlüler ise sakatlık vergi indirimi aranmadan aşağıda belirtilen rapor oranı ve derecesine göre emekli olabiliyorlar.

1 Ekim 2008 Sonrası SSK’lı Özürlü Rapor Oranı ve Derecesi

Sigortalılık Başlangıcı


(Yüzde 60 +)


(Yüzde 50-59)


(Yüzde 40-49)

01.10.2008 - 31.12.2008

15 yıl- 3700 gün

16 - 3700

18 - 4100

01.01.2009 - 31.12.2009

15 yıl- 3800 gün

16 - 3800

18 - 4200

01.01.2010 - 31.12.2010

15 yıl- 3900 gün

16 - 3900

18 - 4300

01.01.2011 - 31.12.2011

15 yıl- 3960 gün

16 - 4000

18 - 4400

01.01.2012 - 31.12.2012

15 yıl- 3960 gün

16 - 4100

18 - 4500

01.01.2013 - 31.12.2013

15 yıl- 3960 gün

16 - 4200

18 - 4600

01.01.2014 - 31.12.2014

15 yıl- 3960 gün

16 - 4300

18 - 4680

01.01.2015 tarihinden sonra

15 yıl- 3960 gün

16 - 4320

18 - 4680

Buraya kadar bir yanlışlık fark etmedik diyorsanız, ikinci tabloya bir daha bakın. Birinci tabloda sigortalıların daha erken işe girmelerine karşın daha geç emekli olmaları getirilmiş. 06.08.1996 ila 30.09.2008 tarihleri arasında işe girmiş olan özürlüler 16-20 yıl arasında farklı gün sayıları ve sigortalılık süresi ile emekli olabiliyorlar. Oysa, ikinci tabloda daha farklı bir emeklilik koşulu aranıyor.

Örneğin, 30.09.2008 tarihinde işe giren yüzde 59 özürlü bir kişi sadece sakatlık vergi indirimi ile 20 yıl sigortalılık süresi ve 4400 günle emekli olurken, bir gün sonra 01.10.2008 tarihinde işe giren yüzde 59 özürlü SSK’lı ise 16 yıl sigortalılık süresi ve 3700 günle emekli olabiliyor. Yani, 1 gün sonra işe girenden hem sakatlık vergi indirimi aranmıyor, hem 4 yıl erken emekli olabiliyor ve hem de 700 gün daha az prim ödeyerek emekli olabiliyor.

Üstelik 01.10.2008 tarihinden önce çalışmaya başlayan ve sakatlık vergi indiriminden yararlanamayan özürlülere erken emeklilik hakkı da tanınmıyor.

Demek ki, bir gün erken giren dört yıl geç emekli olabiliyormuş. Her ne kadar sakatlık vergi indiriminden yararlanma şartı ve özür hesaplama sistemi değişmiş bile olsa, hukukun genel bir kuralı olan lehe uygulamadan yararlanma hakkı verilmesi gerekmez mi? Her günü çile ve haksızlıkla geçen özürlüye bu haksızlık yapılır mı? Bunu da sizin vicdanınıza soruyorum.

Resul Kurt

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder